gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Pazar Günü...


Geçen hafta pazar günü küçük bir geziye çıktık ve çok eğlendik.Bir kaç fotoğrafı da sizlerle paylaşmak istedim. İlk durak
Köprülü Kanyon oldu, şahane bir yer çok beğendim.


Manzarısı çok güzeldi, ve inanılmaz derece de huzurluydu.


Genelde rafting için buraya gidiliyor, Alanyadan 1 saat ile 1 buçuk saat arası mesafede.Artık bir daha ki sefere rafting için gideriz:)



Köprülü Kanyon'un yukarı taraflarında Selge diye tarihi yere giderken.Dağlar sürekli böyleydi, biraz Kapadokya'yı andırıyor.


Köprülü Kanyon ilerisin de küçük bir Köprülü Kanyon daha.



Aspendos..


Aspendos..



Aspendos..



Manavgat Şelalesi..


Manavgat Şelalesi..



Manavgat barajı ve Oymapınar barajı arasında kalan tarihi köprü..

Titreyen Göl - Manavgat

Antalya- Alanya yolunda ilerlerken Manavgat'a da uğradık. Açıkçası ben daha güzel bir yer olarak bekliyordum ama umduğumu bulmadım.


Hem öyle abartılacak bir titremede yok, bir sürü balık vardı küçük bir ekmek parçasına birden atlıyorlardı.Çok büyük balıklarda vardı, çok küçükleri de.


Manavgat'a gitmişken neden Manavgat Şelalesine uğramadık bilmiyorum,aklımıza bile gelmemişti nedense..

Not: Fotoğrafları inernetten ekledim.

Antalya Düden Şelalesi

Eve dönüş yolunda Antalya' ya da uğrayalım şelaleye gideriz dedik.Giriş ücreti 1.50 ytl . İçeriye girer girmez serinliği hissedebiliyorsunuz.

Çok güzel yer, hem iç kısımların da piknik yapıp dinleneceğiniz yerler, restaurantlar,takı-kıyafet satan yerler, kitap satan yerler vs.. vardı. Hatta ben 7 tane kitap aldım içeriden.


Mağara içinden de çok güzel gözüküyor, mağara da küçük su damlacıkları damlıyor ama ayrı bir serinlik var.Daha önceleri şelalenin suyu daha fazla ve daha yaygınmış zamanla azalıyor.


Ördekler kazlar vardı ve bu ördek bize resmen poz veriyordu.Kaç dakika böyle durduğunu hatırlamıyorum bile..

Adrasan(Musa dağı)-Çavuşköy


Adrasan koyu, Musa dağı eteklerinde sahile girme imkanını veriyor. Kumluca'ya bağlı bir belde. Sessiz sakin bir ortamı var.Yolda denize doğru giderken yukarıda ki pansiyonu görüp beğendiğim için fotoğraflarını çektim.Galiba sadece bayanlar bulunuyordu sonra hep birden el sallamaya başladılar tabi bizde karşılığını verdik:)


Denizi oldukça sığ ,etrafınızda küçük balıklar dolaşıyor ama Çıralı da ki gibi ısırmıyorlar.İlk girdiğimizde hiç dalgası yoktu ama akşam üzeri rüzgarla beraber hafif dalgalanmaya başladı.Sahil iri kumlardan oluşuyor, denizin içide öyle.

Balık avlama turları oldukça meşhurmuş ve kocaman kocaman balıkları avlıyabiliyormuşsunuz.



Ayrıca dalış turları da oluyormuş.Biz çok kısa kaldığımız için hiç birine katılmadık. Sevgilim deniz gözlüğü ile biraz ileriye gidip incelemeye başlayınca denizatı görmüş tabi ben göremedim ama denizyıldızı gördüm:)



Yemeklerine gelince pide yemiştik ama hiç beğenmedik.Hem yemek fiyatları oldukça pahalıydı.


Bu da Adrasan'la ilgili son poz.
Adrasan kendine hayran bırakacak bir koy ve havası oldukça serin.Yeni yeni yapılanmaya başlamış olduğu halde doğal görünümü de bozmamaya gözen gösteriliyor.

Olympos-Antalya

Çıralı dan Olympos arası sahil tarafından yürüme mesafesi 2 km araba ile 9 km imiş, ama sıcakta yürünmez deyip araba ile gittik ilk geçtiğimizde de yukarı da ki hediyelik esya satan yerde kimsecikler yok:) 3-4 defa geçtik ama kimseyi göremedik.
Bu dağ keçileri de kendi hallerinde dolaşıp duruyorlardı..

Olympos'a geçiş ücreti 3 ytl ve orada konaklayıp her gün denize geçenler de bu parayı ödemek zorundaymış.. Çıralıya göre oldukça kalabalıktı. İlk geçişte bu kemerler ve Olympos çayı var gerçi çay kurumaya o kadar yakın ki çok az su vardı.



İç taraflarını kemerler tarihi yerler çok fazla idi karşı tarafta da varmıs bir köprü ile geçiliyormuş ben köprüyü göremedim o yüzden karşı tarafları gezmedik zaten çok sıcaktı hava..


Yerde koca bir sütun duruyordu ve üzerinde kocaman bir hac işareti daha önce kilise varmış buralarda o kadar bakımsız olmasına ragmen sağlam yapıtlar.



Kilisenin geçiş kapısı çok büyüktü ve sapasağlam bir tur rehberinin kulak misafiri olmuştuk.Eskiden bu kapıdan sadece önemli insanlar geçermiş, marabalar yani halk sadece kapı girişine kadar gelebiliyorlarmış..



Yapıtların üzerinde ki yazılar,bunlar mezarların üzerindeydi..



Aile mezarlıkları..


Mozaik yapılı alan ve kilisenin iç kısmı..




Bu da ayrı ve tek başına olan mezar üzerinde yazılar ve kapı şekli var..



Çıkış tarafında sahil tarafından girişte duran mezarlardan bir tanesi..





Ve sahil, Olympos çayı burada daha yoğun çok yorulduğumuz için sahil tarafında olan ören yerlerine gitmedik..Sahil oldukça kalabalıktı, denize de girmedik o yüzden ve başka yerlere gitmek için oradan ayrıldık..

Ulupınar-Antalya

Kemer ilçesine bağlı olan Ulupınar köyü hemen girişinde bulunan ve kendine hayran bırakan ev:) Çıralı da sıcaktan biraz bunalınca ne yapsak dedik Ulupınar'a gidin şelaleler var hatta orada üşüyeceksiniz dendi ee bizde gidelim dedik.

Üşüdük mü? Hayır! Ama ferahladık,rahatladık..

Bu arada şelale göremedik kurumuştu bir çok yer ama çok az akan dere gördük..


Çağlayan Restauranta gittik. Her tarafta balıklar su sesleri insana ayrı bir mutluluk veriyor.


Biz gittiğimiz zaman çok az kişi vardı sonra dan gruplar olarak gelenler oldu..

İşte akan dere yanında da balık çiftliği..


Alabalık yedik ama galiba çok actık balıklar gelince hemen yemeğe başladık ve fotoğraf çekmeyi unuttuk:)

Yanartaş-Chimaera

Yanartaş (Chimaera), Çıralı ya 2 km uzaklıktaydı gelmişken görmemek olmaz diye düşündük.İlk önce ya acaba yürüyerek mi gitsek nasıl olsa çok uzak değil demiştim ama iyi ki de arabayla gelmişiz, hatta yolda 2 genç Polonyalı otostop yaparak seyahat ediyorlardı onları da aldık beraber geldik. Hem zaten yanartaşları görmek için 1 km dağa doğru yürüyüş yapmak zorundaymışız.
Burası giriş yeri, geçerken kişi başı 2.75 ytl ücreti var.

Bu da başlangıç yerlerinden bir poz..

400 metre yürüdükten sonra çektik dinlemem gerekiyordu da:)


Bizden sonra gelen bir çift turist yaşlarına rağmen bizi baya bir geçmişlerdi.



1 km sonra geldiğimiz nokta yanartaşların olduğu yer.Sağ tarafında bir zamanlar tapınak olan tarihi yerler var.



Tapınaklar, çok fazla yıpranmışlardı.


Vee.. işte yanartaşlar..



Doğal gazların çıkmasıyla oluşan ateş, tabi ki tarihi hikayesinde öyle demiyor.







Yanartaş'ın tepesinden Çıralı'nın görünümü..


2 dağın arasında yerleşim alanları, deniz de çok güzel gözüküyor gökyüzüyle bir olmuş..

Biz akşam üstü gitmiştik tam aşağıya indiğimizde hava kararmıştı ama bir çok kişi daha ziyarete geliyordu.Akşam ayrı bir güzel oluyormuş öyle duydum. Ben akşam karanlığında önümü pek göremem herhalde:)
Girişte hikayeyi anlatan bir levha vardı ve bilimsel olarak hangi gazların karışımından dolayı ateşin çıkmasını anlatan. Hikayeden aklımda kalan aslan başlı keçi gövdeli ve yılan kuyruklu bir canavarın yerin 7 kat dibine gömülmesiyle öfkesinden alevler çıkarmasıydı. Tabi farklı farklı anlatılan hikayelerde var.Mesela aşağıda anlatılan hikaye gibi;
Efsaneye göre bu, Belerefon tarafından öldürülen Kimera adlı canavarın dilidir. Anlatılanlara göre: Bir zamanlar Belerefon adlı yakışıklı bir delikanlı vardı. En büyük isteği Pegasus denen kanatlı ata binmekti. Ancak çok zordu bu ata binebilmek. Pegasus'u ne yapıp yapıp ele geçirmek isteyen delikanlı uğraşır, didinir, sonunda karşısına çıkan iyi yürekli bir yaşlının öğüdü ile Athena'nın Tapınağında bir gece uyur ve rüyasında tanrıçadan bir gem alır. Uyandıktan sonra atı arar, bulur ve altın gemi takarak üstüne atlar. Böylece gökler hakimi olur. Bir gün kaza ile kardeşini öldüren Belerefon çok üzülerek gurbete çıkar. Birçok serüvenden sonra baş tarafı aslan, ortası keçi, kuyruğu da yılan olup ağzından alevler saçan Kimera canavarı ile karşılaşmak zorunda kalır. Yayını ve oklarını alarak uçan atına atlar, Kimera'nın bulunduğu yere gelir. Canavar üstünde uçan Belerefon ve Pegasus'a bir şey yapamaz. Delikanlıda onu oklayarak öldürür. Fakat canavarın ağzından çıkan alevi söndüremez. İşte bu alev yıllardan beri dağın yamacında hala yanmaktadır. Homer ve diğer ozanların eserlerinde sözünü ettikleri alev bu efsanedeki alevdir...