
Tüm müslüman aleminin Kadir Gecesi mübarek olsun, dualarınız kabul olsun..

Dünya, 2027: Gelecek için umut gittikçe önemini kaybeden bir kaynak oluyor. Son doğan bebeğin üzerinden neredeyse 19 yıl geçmiş ve açıklanamayan evrensel çocuksuzluk her geçen yıl beşeriyet sınırlarını, gelecekteki tüm haklarından vazgeçirmeye yaklaştırmıştır. Çoğu insan kaçınılmazı benimsemeyi seçip, ayrılıkçılığın, kanunsuzluğun ve nihilizmin içine çekilirken, diğerleri birleşik bir gezegen ve yavaş yavaş azalan nüfus için mücadeleye devam eder.




Yetenekli ve karizmatik İrlandalı müzisyen ile genç, güzel ve çok başarılı çellist New York'taki Washington Square'de karşılaşırlar ancak bu sıradan bir gece değildir.Büyülü anlar yaşayan ikili çok uzun bir süre birbirlerinden ayrı kalırlar. Bu sürede Lyla hamile kalır, tam işini babasını terkedip gidecekken kaza geçirir ve çocuğunu kaybeder.Müziği bırakır öğretmen olarak devam eder.Louis, Lyla'nın hamile olduğunu bilmiyordu. Louis de müziği bıraktı farklı bir yaşama başladı. Lyla da olduğu gibi Louis de her zaman buluşacakları kemer altına geldiler ama hiç birbirlerine rastlayamadılar.
Lyla'nın babası ölmeden önce ona çocuğunun ölmediğini bir yetimhaneye verdiğini açıklar.Lyla hemen çocuğunu aramaya başlar.O sırada Evan annesini ve babasını bulmak için müziğin sesini dinleyerek yetimhaneden kaçar.Olaylar böyle gelişmeye başlar.
Mükemmel bir filmdi, şarkılarıyla, müziklerin ritimleriyle, senaryosuyla, oyunculuklarıyla süperdi.Bence herkes izlemeli ve kesinlikle izlerken pişman olunmayacak bir film.

Amerikalı bir gezi yazarı olan Pete, Avustralya’nın yakın zamanda gözde bir turistik bölgeye dönüşen Kuzey Bölgesi hakkıdna bir yazı hazırlıyordur. Çıktığı bir nehir turu, güzel tur rehberi Kate sayesinden başlandıçta keyifli bir yolculuktan ibaretken; teknelerinin bölgede yaşayan timsahlardan birinin saldırısına uğraması ile tam bir kabusa dönüşür. Teknelerinin batan grup, yakındaki küçük bir kara parçasına sığınır. Ancak glegitli nehrin suları, gün batımı ile yükselecektir. Ve onları sadece birer av olarak gören timsah, sandıklarından hem çok daha büyük, hem de çok daha zekidir.
Filmde bir İsrail komandosu, başka bir deyişle kalifiye bir mossad ajanını canlandıran Zohan (Adam Sandler) aksanı ve enterasan saç tarzıyla karikatürize edilmiş bir kahramana hayat veriyor. Kurşunların havada uçuştuğu bir İsrail askeri, komando eğitimi almış, her türlü silahı kullanacak yetkinlikte, yükseklerden atlayıp sıçrayacak kadar da hünerli.Operasyondan operasyona koşturan kahramanımız günün birinde asıl isteğinin saç kesmek olduğunun farkına varıyor ve kendini ölmüş gibi gösterip, soluğu New York'ta alıyor. Saç stilisti olarak kendine müşteri bulmakta zorlanmıyor ama sorunlar da peşini bırakmıyor.
Big Stan, emlakçılık yapmakta neredeyse şehrin yarısını dolandırmış bunun için mahkemede sorgulanır ve hapishaneye girecektir. Big Stan avukatını değiştirerek hemen değil de 6 ay sonra girmesini sağlar. Bu 6 ay içerisinde kendini geliştiren Stan hapishane için hazırlar. Hapishaneye girdiği ilk gün olay çıkararak en güçlü adamı döver olaylar böylelikle gelişir.
Eski gizli ajan Bryan’ın kendisini terk eden dünyalar güzeli eşinde olan sevgili kızı Kim, genç kadınları satmakta uzmanlaşmış bir çete tarafından kaçırılır. Üstelik Bryan, kızının kaçırılışını cep telefonu bağlantısı esnasında dinler, ama ne yazık ki elinden hiçbir şey gelmez. Eski ajanın kızını kurtarmak için oldukça kısa bir zamanı vardır. Aşılması gereken ilk sorunsa, Bryan’ın Los Angeles’ta, kızının Paris’te olmasıdır... Kızını kurtarmak için zorlu bir mücadeleye girişen Bryan kendi içinde de önemli değişimler yaşıyor. Babalık içgüdüleri onu ele geçirirken, ruhunun gizli yerlerinde saklı kalmış yönleri ortaya çıkıyor. Ve her türlü tereddütü bir yana bırakarak harekete geçiyor. Peki tüm bu karmaşanın ortasında Bryan iyi bir baba olmayı öğrenebilecek midir?Baştan sona kadar aksiyon dolu bir film izlerken büyük keyif alacaksınız.Ben 2 defa izledim her defasında da aynı keyfi aldım.Mutlaka izleyin..
Dünyanın en uzun ve de en zorlu uzun mesafe at yarışlarından olan 'Ateş Okyanusu' koşusu yıllardır Arap çöllerinde sadece Arap atlarının katılımıyla düzenlenmektedir ve zengin ailelerinin sahibi olduğu safkan atların ölüm kalım mücadelesine sahne olmaktadır. Eskiden Amerikan ordusunda süvari olan Frank T. Hopkins adlı Amerikalı binici 1890 yılındaki yarışlara atıyla birlikte katılmak için Riyad´ın en zengin şeyhi tarafından davet edilir. Böylece sadece Arap uyruklu binicilerin jokeylik yaptığı yarışa ilk kez bir Amerikalı katılmış olacaktır. Üstelik zengin şeyh, Hopkins ve ünlü atı Hidalgo için bahse de girmiştir. Hopkins için bu yarışı kazanmak, imkansızı başarmaktan farksızdır; çünkü kazanmaya yeminli rakipleri, nerden çıktığını anlamadıkları bu yabancının birinciliğini önlemek için kararlıdırlar.
Yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını Yüksel Aksu'nun yaptığı ; Dondurmam Gaymak küreselleşen dünya ekonomisi karşısında çaresizce çırpınan küçük esnafın, bir dondurmacı özelinde traji-komik hikayesini anlatan bir film. Filmde, tragedya, komedya ve destanların beşiği olarak bilinen Ege Bölgesi’nde saklı kalmış oyunculuk geleneğinin perdeye aktarılması hedeflenmiş.
Antalya- Alanya yolunda ilerlerken Manavgat'a da uğradık. Açıkçası ben daha güzel bir yer olarak bekliyordum ama umduğumu bulmadım.
Olympos'a geçiş ücreti 3 ytl ve orada konaklayıp her gün denize geçenler de bu parayı ödemek zorundaymış.. Çıralıya göre oldukça kalabalıktı. İlk geçişte bu kemerler ve Olympos çayı var gerçi çay kurumaya o kadar yakın ki çok az su vardı.

Copyright © 2008 ..engindeniz.. - Design by Styleshout | Blogger Template by Blog and Web